30 Kasım 2013 Cumartesi

Sözün akışını bozup güzel cümleler aramaktansa, güzel cümleleri bozup sözün akışına uydurmalı.
İster yazdığımız yazıda olsun, isterse dilimizde ki cümleler de '' yalın, kısa, içten, sıkı ...'' olsun.
Güç olsun zararı yok.Lakin sıkıcı olmasın.Süslü ve özentiden uzak olsun, bir nehir gibi aksın dinleyenin,okurun ruhunda.Varsın düzensiz olsun, varsın gelişi güzel olsun.
Salaş bir lokanta da usta bir ahçının elinden çıkmış gibi her lokmanın tadına varsın dinleyen, okuyan.Boğulup cümlelerin okyanusunda vazgeçmesin yüzmekten.
Konuşma için yazılmış bir yazıda okumuştum...
'' Askerce olsun,lakin ukalaca,avukat(ça),vaiz(ce) olmasın.
Gösteriş için her kesden farklı giyinmek ,modaya uymak adına gülünç kıyafetler ortalıkta dolaşmak gibi duyulmadık kelimelerle cümleler kurmak...
medreseli bir çocuğun cabası gibi...

28 Kasım 2013 Perşembe

bir haber bekliyordu.
gelecekten !
geçmişi unutturan.
lakin habercinin heybesinde,
hiç iyi haber kalmamıştı.
üzgündü ....
yalnız kalmıştı,
hiç bilmediği bir yerlerde.
kızgındı...
kızgındı haberciye,
daha çokta  kendine.
beklememeliydi daha fazla,
gitmeliydi...kaderinin çizildiği,
o başlangıç noktasına.
kaç zaman geçti,
kaç acıları sineye çekti.
çıktığında biliyordu,
uzun ve yorucu bir yoldu.
bir haber gelse ...
iyim dese...
bekliyorum dese...
hiç bir şey değişmedi dese....
belkide öyle bir yerdeki ...
....
asırlar geçmişti sanki,
yeşilin...hiç bir tonu uğramamıştı gözlerine.
sarının ...renkleri solmuştu,saçlarında
soğuk bir kefen gibi sarmıştı beyazın rengi
benzini...
göğüs kafesine oturmuştu,
yalnızlığın tonlarca ağırlığı...
bir haber bekliyordu.
bir haber silkelenip kalmak için
geçmişten...
.....
şimdi uzandığı yatağında,
tavana bakarken
bir çok silik anı geçiyordu,
zihin labirentinde..
kimisi solda bir sızı,
kimisi yüzde belli belirsiz bir
tebessümdü.
üşüyordu ...
artık kimseye kızgın da değildi.



MH&C








27 Kasım 2013 Çarşamba



bilmediğim bir çağın içinden gelen,
hiç bilmeden ruhuma sızan,
sevdam olan sen

      Zeytin Ağacı eski çağlardan bu yana barışın, bilgelik ve zaferin  simgesi olmuştur. Yunanistan'a Filistinden getirilmiştir.Yunanistan'da Neolitik Çağ'dan itibaren varlığını teyit etmektedir.
     Gerek mitolojisinde m.ö 17 . y.y da kurulan bu günkü Atina ile ilgili bir anlatım vardır.Tanrıların babası Zeus yeni kurulacaka olan şehre isim koymak için tanrılar meclisini toplar'' bu şehre en değerli hediyeyi getiren tanrının ismini bu şehre vereceğini söyler.Bilim tanrısı Athene aşıladığı bir yabani zeytin ağacını şehre getirir.Ağaç meyve verecek,insanlarda bunu yiyecek, bu meyveden çıkan yağ geceleri aydınlatacak,aynı zamanda yemeklik yağ olarak da muftakların baş tacı olacaktır.Bu ağaç yarışı kazanarak Akropolise dikilir, şehre bilim tanrısı Athene'nin adı verilir.Eski çağlarda kutsal sayılan bu ağaç şimdilerde yollar ve binalar için katledilir oldu...Bir zamanlar zeytin ağacını kesen veya zarar veren mahkeme önüne çıkarılır ve ölüme mahkum edilirdi.

       Yunanlılar ilk olarak zeytin ağacında yetiştiriciliğe önem vermişlerdir.7 ve 3 y.yda eski filozoflar,hekimler ve tarihçiler onun botanik sınıflandırılması üstlendi.Hatta kanunlarla korunan mevzuatlar hazırlamışlardır.İlk zeytin koruma kanunu Solon (639-559BC)tarafından hazırlandı.

      Evet bizim neden böyle kanunlarımız yok..Gemlikte yol yapılmak için alınan zeytin bahçeleri...Mudanya'da hile ile siteler yapılan zeytin bahçeleri. Katliyam başlamışken kim dur diyebilir ki...
 
                      Güzel günler hepimizle olsun...

Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet, ama dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.(Kasas 77)

11 Kasım 2013 Pazartesi

     


 Bu hafta sonu dikiş turumun,ikinci bölümünü de başarıyla atlattığım için çok mutluyum.Koltuk minderlerini ve kırlentlerini diktim.
Sonrasında bir kahve molası verdik; kızımla...






9 Kasım 2013 Cumartesi

BİR BAŞKA GÜN BUGÜN



bu gün bir başka buruk yürek,
gittiğin mevsimde kurudu
zaman.
 anıların yaprakları arasında ,saklı şimdi
zamansız verdiğin 
o masun buse.
 bu gün bir başka buruk be gülüm,
yalnızlığım.
dönsen de tekrarı yok bu ömrün.
gözyaşlarım ile suladığım
mutluluğum , 
hep hüzün giymiş,
haute couture.
bir başka bakıyor gözlerin 
sislerinin arasındaki 
nur'um.
görenler matemde sanıyor
halbuki bu ayrılığın,
matemi bile çok bilmiyorlar .

bir başka gün ....bugün


not:bilginize '' seni seviyorum''

MH&C






Dikiş meşakkatli ve zahmetli bir iş olmasına rağmen benim için zevkli bir hobi...
Şimdi sizlerle perde dikme maceramın nasıl başladığını anlatayım.
Kızımla uzun zamandır perdelerimizi değiştirmek istediğimizi konuşuyor, fakat her seferde taşınalım yeni evimize göre değiştirelim istediğimizden dolayı hep erteliyorduk.
Sonunda baktık ki taşınamıyoruz;biz de perdeleri yenileyelim diyerek,büyük bir Magaza'ya gittik.Perdeleri seçtik dikilmesi içinde anlaştık.
Sonra stor perde bakmaya geçtik ve beğendik aldık.Kızım bu sırada fon perde konusunda içime bir şüphe düşürdü, biz tekrar fon perde bakmaya geçtik.Dolaşırken kızım ''dikiş parası ne çok alıyorlar baksana metre fiYatına anne ''dedi .
''ben birden dikerim  ben bunu annem '' dedim ..Dikersin dikemezsin derken ,biz perdeleri aldık ve çıktık .
Hani sonradan ''ya ben ne yaptım ''demedim desem yalan olur.Taki dikmeye başladığım ana kadar.Ne zaman ortaya güzel bir şeyler çıkmaya başlıyor ve iyi ki de denemişim diyorsunuz.
Neyse işte ben böyle bir perde macerasına atladım..Ama hiçte pişman olmadım hem yarı yarıya çıkıyor, hemde kendi elinin emeğiyle gurur duyuyorsun...
Şimdi kalan kumaştan bir puf kılıfı ve küçük yastıklar dikeceğim.Ve inşallah onları da burada paylaşacağım...
MUTLULUK DOKUNABİLECEĞİN KADAR YAKIN...GÖRMESİNİ BİLENE...

 MH&C

8 Kasım 2013 Cuma

          STRES TOPU GİBİ BİR ŞEYDİ.    


  Her sabah beni geçirmesine o kadar çok alışmıştım ki; Onsuzluk her geçen gün daha ağır gelecekti biliyorum...Biliyorum çünkü daha öncede yaşamıştım,böyle bir kayıp. Alışırız zannediliyor ;Lakin alışılmıyor.

Her sabah abartmanın kapısında bekliyordu,sanki evden çıkacağım saati biliyordu.Akşamda aynı şekilde işten çıkıp abartmanın önüne geldiğim saati biliyor gibi yine orada beni bekliyor.Onu görmek bana mutluluk veriyordu.
Yine böyle bir akşam işten dönüşte ona eve gelmek isteyip istemeyeceğini sordum ;İtiraz etmeden geldi arkam sıra.Kızım kapıda ikimizi görünce önce şaşırdı,sonra ''ne güzel şeysin sen vede çok akıllısın , hiçte yabancılık çekmedin ''dedi kucakladı.Ama o evi gezmek koklamak ve tanımak istiyordu...Bir saat kadar evimizde kaldıktan sonra gitmek istediğini belli eder gibi kapıya yöneldi.Kapıyı açtım çıktı ve asansörün kapısında bana döndü baktı ...Galiba açamayacağını biliyordu.
birlikte asansöre bindik aşağıya indik ve abartmanın kapısını açar açmaz fırladı gitti bir daha arkasına bakmadı...''Anladım yahu sen özgürlüğüne düşkün bir kedisin ''dedim içimden gülümseyerek...
Sonra bir kaç kez daha geldi,biraz kaldı ve çıktı,gitti..Stres topu gibi bir şey .Şu bir haftadır göremiyorum,ne sabah nede akşamları.Ne oldu acaba ?Böyle uzun gelmemezlik yapmazdı, zannediyorum.

MH&C

6 Kasım 2013 Çarşamba


zembereğinden fırlar akrep,
yelkovan pusuda.
belki...
her şey değişir, yakalarsa...
çaresiz ....
kuyruğunu kıvırır akrep 
....
ölüm uykuda


MH&C










o kadar uzak değil biliyorum.
biliyorum bir adım ötesinde. 
iğne deliğinden sızan
ışık...
sisli perdenin en karanlık köşesinde 
pusu kurmuş, sinsi gölgeler.
ben ...
ben okyanusun tam orta yerine,
bıraktım kendimi.
dokunma...
maviler benim, gök deniz benim 
martılar!
bir tek bu sızı, bir tek bu ....
benim değil
ki onu da ben unuttum

MH&C

 

Bir sonbahar
solarak yapraklar 
dalar uzun bir uykuya 
ve belkide 
bir bahar seslenir dalların arasından 
göz yaşlarına 
beyaz köpüklü çağlayanlar
bu hıçkırıklar niye
....
rüzgarla fısıldayan 
bir meleğin sesi
umut bitmedi 
kapattığın defterlerin
o sonsuzluk arifesinde
zikirlerim şahit olsun 
Ruhumun en hırçın hallerinde
dualarım şahit 
kapımdan döndüğün an
son nefesin 
avuçlarımda
 ....
ve 
ve ilahi hüküm verildiğinde 
kör karanlıklardaki sen
medet umduğun dünya ahvalinde
boğulacaksın
o gün geldiğinde 
korktuğun gibi
seni kim tanıyacak
....
diliyorum ki
dualar getirsin
ruhumu sana...
 
MH&C